özgür çakır: şehirde bireysellik
Özgür Çakır’ın fotoğrafları, İstanbul’un sokaklarında yakalanmış ‘an’lar olarak okunabilir. İstanbul’un o hüzünlü haline işaret eden insanları fotoğraflayan sanatçı bir ‘belgesel fotoğrafçısı’ olarak görülebilir. Ben bu fotoğraflarda sanatçının kendisini görüyorum. Diğer bir deyişle, her kare sanki bir oto-portre. Bu portreler yakalanmamış, yaratılmış. Hepimizi sarmalayan şehir dünyasında bu portreleri yaratmak, sanki bu bireylerden çok sanatçının kendisi hakkında ipuçları veriyor. Portrelerin süjelerinin bireyselliği hiçe sayılıyor, fotoğrafçı o insanı kendisinin bir parçası haline getiriyor, bir bağ kuruyor. Fotoğrafçı bu insanlardan bir anı alıyor, sahipleniyor, bize geri veriyor. Görmemizi istediği bir hissiyat, kendisiyle ilgili. Çakır’ın demokratik fotoğraf makinesi, herkesi eşitliyor. Şehirdeki bireyselliği, Çakır kabul etmiyor.






