metehan özcan, mesafe
Bir fotoğrafçı olarak her zaman yeni bir mekanla kurduğum ilişkinin belirsiz olduğunu düşünmüşümdür. Deneyimlenen ile temsil edenin arasındaki uçurum, o anki ışığı ölümsüzleştirmek ile deneyimlemenin arasında kalmanın getirdiği huzursuzluk. Özcan’ın fotoğrafları hakkında yazmak istemin de nedeni işte tam bu. Bu proje, beni bir izleyici olarak olduğum yerden kaldırıp baktığım mekanlara götürüyor. Fotoğrafları arka arkaya izlediğimde, bilgisayara değil de yalnız başına yürüyen bir insana dönüşüyorum. Bu boş mekanların donduğu, sadece var olduğu anları belgeleme ihtiyacı duyanın, kendi içindeki bir hisse yanıt aradığını, tanımlamaya çalıştığını düşünüyorum. Ve işte bu samimiyetten dolayı bu fotoğraflar, resim olmayı aşıyor, benimle fotoğrafçı arasında bir iletişim aracı haline geliyor, onlara cevap vermek zorunda kalıyorum.






