erhan şermet, i̇şaretler
Fotoğrafçının İşaretler olarak tanımladığı serinin benim için neyi temsil ettiğini tanımlamakta zorlandım. Bu işaretler içleri boşaltılmış simgeler miydi yoksa fotoğrafçının da altını çizdiği gibi ‘bizden bağımsız’ izler miydi? Şermet’in işaretlerinde evrensel bir altmetinden çok kişisel bir ifade, dünyayla kurulan bir ilişki görüyorum. Şermet’in sokakta yürürken neler düşündüğünü, neden belli ‘işaret’lere yoğunlaştığını merak ediyorum. İnsanlar olmadan insanları fotoğrafladığını düşünüyorum; insanlardan bağımsız var olan bu izlerin, izi bırakanlar hakkında ipuçları taşıdığına ve Şermet’in de merakını dolaylı olarak bu fotoğrafları çekerek giderdiğini düşünmeden edemiyorum. Fotoğrafların arasındaki sıkı ilişki, Şermet’in güçlü görsel dili, işaretleri azat etmek yerine sanki daha da sıkı bağlıyor insanlara ve işte bu yüzden de Şermet’in dolaylı da olsa portreler çektiğine inanıyorum. İşaretler, benim işaretlerim oluyor, fotoğrafların her birinin hikayesini kurgulayarak görmedigim insanlar hakkında düşünüyorum.






